Sürdürülebilir Kalkınma: Geleceği Sahiplenmek Paneli
22 Şubat 2012
Kalkınma Bakanlığı’nın koordinasyonunda, 22 Şubat 2012 tarihinde Hilton Otel’de gerçekleşen “Sürdürülebilir Kalkınma: Geleceği Sahiplenmek” konulu Panel’e konuşmacı olarak Sayın Müsteşar Yardımcımız Sedat KADIĞLU tarafından katılım sağlanmıştır. 
Panel’de Açılış Konuşmasını yapan Kalkınma Bakanı Dr. Cevdet YILMAZ; 20-22 Haziran 2012 tarihleri arasında Brezilya’da gerçekleştirilecek olan Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nın (Rio+20) önemine değinmiş, 2012 yılında 2 milyar olan dünya nüfusunun 2040 yılında 9 milyar olacağı, 2030 yılında orta sınıf olarak değerlendirilen nüfusun ise 1.2 milyar olacağını, artan nüfusa paralel olarak 2050 yılında dünya nüfusunun bu güne göre %50 daha fazla gıda, %45 daha fazla enerji ve %30 daha fazla suya gereksinim duyacağının altını çizmiştir.
 
Ülkemizin sürdürülebilir kalkınma yolundaki faaliyetlere önem verdiğini vurgulayan Sayın YILMAZ, 1990 yılındaki VI. Kalkınma Planı ile başlayan dönem içinde sürdürülebilir kalkınmanın ülkemiz politika ve stratejilerine entegre edilmeye başlandığı, bu doğrultuda, 1998 yılında Ulusal Çevre Planının, 2000’li yıllarda İklim Değişikliği Özel İhtisas Komisyonunun ve 2008 yılında Sürdürülebilir Kalkınmanın Sektörel Politikalara Entegrasyonu konulu projenin gerekleştirildiği belirtilmiştir. Ayrıca; Bölgesel düzeyde Kalkınma Ajanslarının, yerel düzeyde ise Kent Konseylerinin sürdürülebilir kalkınmanın geliştirilmesine katkıda bulunduğu ifade edilmiştir.
 
Daha güçlü toplumla ve yaşanabilir bir çevre için sürdürülebilir kalkınmanın öneminin vurgulandığı toplantıda, yeşil ekonomiye de vurgu yapılmış, bu günden yapılan çalışmaların 10. Kalkınma Planına altlık oluşturacağı belirtilmiştir.
 
Toplantıya Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Sayın Kemal MADENOĞLU’nun moderatörlüğü ile devam edilmiş olup, toplantının ana teması:
• Şu anda sürdürülebilir kalkınmanın neresinde olunduğu,
• Bundan sonraki süreçte neler yapılması ve ne tür adımlar atılması gerektiği
olarak belirlenmiştir.
 
Bu kapsamda panelistler tarafında aşağıda yer alan konulara değinilmiştir:
• 2 milyon kişi sağlıklı su ve enerjiye erişim sağlayamamaktadır.
• Sürdürülebilir kalkınmanın üç temel bileşeni olan ekonomi, toplum ve çevre boyutlarının bütüncül bir şekilde ele alınması gerekmektedir
• Ekonomi, fakirlik ve eşitsizlik konuları dünya gündemindedir.
• Yeşil ekonomi için yeşil teknolojileri üreten ülkelerin bu teknolojileri gelişmekte olan ülkelere transfer etmeleri ve bunu yaparken de maliyetler konusunda ülkelere finans konusunda destek sağlaması ve bu konuda uluslararası fonların oluşturulması gerekmektedir.
• Doğal kaynaklarda azalma olmaktadır ve bu da eşitsizliğin büyümesine neden olmaktadır.
• Yatırımların artması, olumlu bir gelişmedir. Söz konusu yatırımlar, temiz teknoloji üzerine kuruludur ve mali kaynaklar yeşil ekonomiye doğru kaydırılmaktadır.
• 2030 yılında dünya enerji sisteminin %70’inin yeşil teknolojilere dayalı olması beklenmektedir.
• Bu doğrultuda ticaret anlayışı da değişmektedir.
• Mali konularda, ulusal bankalardan, uluslararası bankalara doğru bir geçiş söz konusudur. Ticarette özel sektörün payı ve etkinliği atmaktadır. Sermaye piyasalarında yatırımların miktarı artmaktadır.
• Kamu finansmanın rolü önemlidir. Bu doğrultuda sigorta/garanti mekanizması yeniden oluşturulmalıdır.
• İyi uygulama örneklerinin tanıtımının yaygınlaştırılması, sürdürülebilir kalkınmanın da sağlanmasına ayda sağlayacaktır.
• Kalkınmanın sosyal perspektifi son derece önemlidir.
• Ekonomik kalkınma tek başına yeterli değildir. Eşitlik sağlanmalıdır.
• Kadının sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasındaki rolü önemsenmeli ve kadının toplumun her aşamasında aktif rol alması sağlanmalıdır.
• Siyasi irade, sürdürülebilir kalkınmanın sağlayıcı önemli diğer bir unsurdur.
• Milenyum Kalkınma Hedeflerinin 2050 yılına kadar uzaması söz konusudur.
 
Toplantıya panelist olarak katılım sağlayan Bakanlığımız Müsteşar Yardımcısı Sayın Sedat KADIOĞU tarafından ise;
1972 Stokholm Konferansı ile başlayan süreçte, küresel ekonomi ile çevrenin birlikte ele alınmaya başlandığı ifade edilerek,
• Çevrenin korunarak kullanımının insan yaşamının idamesi için zorunlu bir uygulama olduğu,
• Dünyanın insansız da var olabileceği ancak insanın sağlıklı bir çevre olmaksızın yaşamını devam ettirmesinin mümkün olmadığı,
• Sürdürülebilir kalkınmanın temelinde de insanların yaşam kalitesinin bir sonraki nesilleri düşünerek üretim ve tüketim dengesini sağlamaya yönelik hedeflere yer verildiği,
• İinde yaşadığımız çevrenin bize geçmiş nesillerden bir miras değil, gelecek nesillere bırakacağız bir emanet olduğu, bu kapsamda,
• Avrupa Birliği (AB) katılım sürecinde ülkemiz tarafından gerçekleştirilen faaliyetlerin, ülkemizde çevrenin korunmasına yönelik faaliyetlere hız vermesi açısından önem arz ettiği,
• AB Entegre Uyumlaştırma Stratejisi belgesine göre 2007-2023 dönemi için ülkemizin 70 milyar Avro yatırıma gereksinimi olduğunun tespit edildiği belirtilerek, çevrenin korunarak kullanımına yönelik faaliyetler için yatırım, üretim, tüketim ve bu doğrultuda teknoloji alışkanlıklarının değişmesi gerektiğinin
önemi vurgulanmıştır.